Meşhur bir söz “Çok gezen mi? Çok okuyan mı bilir?” derler. Göreceli bir kavram olmakla birlikte yaşadığımız yüzyıla baktığımızda; teknoloji bu kadar hızla ilerlerken  ne okumaya ne de gezmeye yetişebiliyor insan. Aslında ne çok okuyan bilir ne de çok gezen; yaptığı “işi sindire sindire yapan bilir” desek nasıl olur? 

Öyle bir “hız ve haz” çağındayız ki, bir saat önce bildiğini sandığın şey, bir saat sonra ESKİ /DE-MODE olabiliyor, bir şeyin gündemde /güncelde kalması o kadar kısa ki. Zamanımızın rüzgarı hızlı esiyor, ne varsa önüne katıp SAL (KAYIK BENZERİ)a bindirip SEL e gönderiyor ne varsa önüne kattığı.

Bu sebeple çok gezen mi çok okuyan mı bilir sorusunu güncelleyip a şunu desek adeta haykırarak  daha doğru,  “YAVAŞLAYAN” bilir… Bir düşünelim, hatta hayal edelim “yemyeşil bir vadiden geçiyorsunuz. Kuş sesleri, ılık bir hava, alabildiğine uzanan yemyeşil ağaçlar uzakta hafif serinliğini, tuzunun tadını, kokusunu hissettiğiniz uçsuz bucaksız deniz…” ve bu manzara içinde yavaş yavaş yürüyen hatta arada durup durup gözlerini her bir nesnede uzun uzun gezdiren, havayı içine içine yavaş yavaş çeken kendinizi bir hayal edin, ne varsa ilgilendiğiniz.

Düşündüğünüz her şeyi bir kenara bırakarak, içinizde sevgiye, ilgiye, hoşgörüye ait ne kadar duygu varsa adeta bir hırka gibi giyinerek YAVAŞ YAVAŞ, adımların kendi ritminde, bedeniniz ılık rüzgarla uyumlu, salına salına ….NASIL? İYİ GELDİ Mİ?

ŞİMDİ DE AYNI MANZARAYI…

Koşarak, hatta yetişmemiz gereken, zamanımızın da yetişmeyeceğini düşünerek hızlıca yapalım; adeta dijital bir platformda kumanda elimizde GÖRÜNTÜ HIZINI en yüksek ayarına getirmiş gibi… KOŞTUR KOŞTUR; NEFES NEFESE… Hızlıca havayı koklayalım. Hızlıca manzaraya bakalım, hızlıca rüzgarı, kokuyu hissedelim, denizi, tuzu, denizin tadı dokusu kokusu herşeyi en hızlı ayarda yaşayalım….

NASIL İYİ GELDİ Mİ? Burada sorulacak bir soruda şu aslında NEFES ALDIN MI? Hani biri gelir SOLUK SOLUĞA bir şeyler anlatır da deriz ya. BİR SOLUKLAN, BİR NEFES AL, BOĞULACAKSIN! Hatta su falan ikram etmek isteriz, nefesi kesilmiştir.

İşte SEVGİLİ OKUR; hayatta bir şeyleri başaracağız derken asıl başarmamız gereken YAŞAM ı /YAŞAMAYI unuttuk mu acaba? NEFES alıyoruz derken hayatta SOLUK SOLUĞA mı yaşıyoruz hiç farkettik mi? Bir çocuğun gözlerindeki pırıltıyı kaçırdık, büyümesini seyredemedik uzun uzun; ona gelecek hazırlayacağız telaşından, okullara koşturduk soluk soluğa, elini tutarken kalp atışını, heyecanını belki korkusunu hissedemeden…

Çok okuyan da eğer bir çırpıda okuyorsa okuduğunu, çok gezen de koştura koştura geziyorsa, ikisi de BİLMİYOR  demektir, ne hayatı ne kendini! KİM BİLİYOR O HALDE? AN ı yaşayan AN da kalan An ın tadını çıkaran, çünkü GEÇMİŞ  geçti gitti, GELECEK  bir bilinmez, her şey AN da şekilleniyor, AN ı nın kıymetini bilenler YAŞAMI BİLİYOR VE YAŞAMDA NEFES alıyor, geri kalanlar koştur ha koştur SOLUK SOLUĞA…

SEVGİLİ ZEKİ ALASYA, METİN AKPINAR adında iki usta oyuncunun bir filmi vardı “köyden şehre gelen iki köylünün, İstanbul a hayretle bakışını yakalayan bir fotoğrafçının deklanşörüne takılan resim, bu resim  bir anda ilgi odağı olmuş, merak oluşturmak için “BU ADAMLAR NEREYE BAKIYOR?” her yere afiş olarak asılmıştı. Şimdi kameralarımıza takılan insanları çekip, şu soruyu sorsak; “NEREYE KOŞUYOR BU İNSANLAR!!!”

“An çok kıymetli, yarınlara dair her şey aslında AN da SIR, Anı yakalarsan biliyorsun okuduğun AN da da GEZDİĞİN an da da… NE DERSİN, AN I KEŞFETME YOLCULUĞUNA VAR MISIN?

“BİLMEK” kıymetli bir bilgi okuduğun kadar da gezmeli, görmelisin ancak YAVAŞ YAVAŞ…

“AN” YAKALA AN DA KAL … ÇÜNKÜ HER ŞEY BİR ANDA OLUVERİYOR…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir