Bizim kültürümüzde bayram iki grupta toplanır; milli bayramlar, dinî bayramlar… Milli bayramlar; milli değerlerimize ait coşkuyu yaşadığımız, hamasi duygularla şahlandığımız, genellikle de okullarda “belirli gün ve haftalar” olarak kutlamalar yaptığımız bayramlardır. Dini değerlerimize ait ise iki bayramımız vardır… RAMAZAN BAYRAMI, KURBAN BAYRAMI…
Bu bayramların tarihleri MİLLİ BAYRAMLAR gibi sabit değildir; çünkü bu bayramların tarihlerinin belirlenmesi HİCRî TAKVİME göredir. Hicrî takvim, 1 yılı 354 ya da 355 gün olan ve 12 kameri aydan oluşan, İslam peygamberi HZ.Muhammed‘ in (SAV) Mekke’den Medine’ye hicretini başlangıç yılı (1. yıl) kabul eden ve Ay‘ın Dünya çevresinde dolanımını esas alan bir takvim sistemidir.
Hicri takvimde 12 ay bulunmaktadır. Hicri takvimi, ayın döngüsüne göre hesaplandığı için, güneş döngüsüne bağlı Miladi takvimden yaklaşık 10 gün kısadır. Bu da yıllar geçtikçe Hicri takvimin farklı mevsimlere rast gelmesine neden olmaktadır.
Dinî bayramlarımızın, milli bayramlardan farkı tarihlerinin hicri takvime göre belirlenmesi sebebi ile her yıl bu bayramların tarihleri bir önceki yıla göre 10 gün öne gelmesidir. Örneğin 2022 yılında KURBAN BAYRAMI 08-12 TEMMUZ da iken, 2023 yılında yani bu yıl KURBAN BAYRAMI hicri takvimde ayın döngüselliğine bağlı olarak 10 gün öne gelerek 28 HAZİRAN – 1 TEMMUZ olarak kutlanmıştır. Millî bayramlarımızın tarihleri MİLADİ TAKVİME göre belirlendiği için sabittir.

Dinî bayram kutlamalarımız daha çok gelenek ve göreneklere dayalı olarak nesilden nesile aktarılarak gelmiş KÜLTÜREL DEĞERLERİMİZ dendir. Bu iki dinî bayram her ne kadar tüm Müslüman coğrafyada kutlansa da aynı şekilde kutlamamaktadır. Hatta ülkemizde bile yöresel farklılıklarla kutlanmaktadır. Kurban Bayramı öncesi hemen hemen her evde şartlara göre kurban kesme telaşı başlar; pazar yerleri, şehirlerde, belediyelerin belirlediği hayvan pazarları, kurbanlık küçük ve büyükbaş hayvanlarla doludur. Alıcılar uzun pazarlıklar sonucunda evlerine bu dinî vazifelerini yapma sevinci ile aldıkları hayavanları sevgi ile götürür ev halkına “Kurban kesebiliyor olmanın “güzelliklerini anlatarak “mübarek “olarak baktığı hayvanı takdim eder. Bununla beraber maddi durumu el vermediği için kurban alamayacak konu -komşu ile de paylaşılacak olan bu kurban, bayram sabahına kadar adeta misafir edilir. Çocuklara “KURBAN Bayramı” NIN MAHİYETİ, ilk kurban vak’ası, HZ. İSMAİL ile HZ. İbrahim ‘in KISSASI BÜYÜKLER TARAFINDAN İNCE İNCE ANLATILIR. Bayram öncesi evler, mahalleler yapılan bayram hazırlıkları ile bayrama hazırlanır.
Bayram sabahı “TEKBİRLER” le kılınan BAYRAM NAMAZI sonrası artık alınan o kurbanların, Allah’a olan şükürlere vesile olması için vakit gelmiştir. İşin ehilleri, “tekbirlerle” bu görevi yerine getirir. Hayvanlar bir bir ALLAH’a “yakınlık” anlamına da gelen “kurban” edilme merasimine hazırlanır. Kesimler gerçekleşir, etler PAY ETME olarak nitelendirilen ev halkı ile dostlarla, komşularla paylaşılır, her evden tüm gün boyunca lezzetli kavurma kokuları yükselir… Dinî vecibenin yanında; dostluk kardeşlik, paylaşma, saygı, hoşgörü gibi değerlerin de daha bir görünür olduğu iklimlerdir bayram zamanları…
Hepimizin çocukluğunda anıları vardır RAMAZAN VE KURBAN Bayramlarına dair, sevinçle alınan yeni kıyafetlerin, büyüklerin eli öpülünce alınan bayram harçlıklarının, eve gelen giden sayısız misafire yapılan ikramların, günlerce bayram için yapılan hazırlıkların, temizliğin, odalara sinmiş mis kokularının, ruhumuzda, zihnimizde oluşan izlerinin tarifi imkansızdır.
Bu güzel değerleri günümüze kadar taşımak bundan sonraki nesillere de aktarmak bizim elimizde. “Nerede o eski bayramlar…” türküleri ile, ahh çekmeler yerine; yeni dünyanın, yeni insanlarına; eskiden, kadim değerlerden ne varsa bolca tattırmak, yaşlılara sahip çıkarak onlardaki değerlere sahip çıkmak BİZİM ELİMİZDE… Tatil beldelerinde de olsak, deniz kıyısında da bayramı geçirecek olsak, bu yıl köyümüze, baba evimize gitmiyor da olsak her nerede isek orayı BAYRAMLAŞTIRSAK, kadim değerlerimizi görmezden gelmek onlara “eski bir adet “gözü ile bakmadan, şeker toplamayı, ev baklavası tadını, bayram şerbetlerini, limonatayı, büyüklerin elini öpmeyi, bayram harçlığı almayı, bayrama özgü kıyafet almayı ya da en temizini güzelini bayram için saklamayı, komşulara kurban eti tattırmayı, kesilen kurban etini ihtiyaç sahiplerini, kırmadan- incitmeden ,hassasiyetle damıtabilmeyi, ikram edebilmeyi …..” Ne çok değerimizin olduğunun farkına vararak utanmadan, sıkılmadan, ayrıştırmadan, kardeşçesine, birbirimize sahip çıkmanın adının “BAYRAM” OLDUĞU nu dolu dolu yaşamak ….
Şiirlerde şarkılarda olduğu gibi el ele, gönül gönüle “BÜTÜN DÜNYA BUNA İNANSA BİR İNANASA, HAYAT BAYRAM OLSA /İNSANLAR EL ELE TUTUŞSA, BİRLİK OLSA UZANSAK SONSUZA”. Bayramlar sonsuzluğa açılan kapılar olsa, insanlığımızı hatırladığımız “İNSAN” olmanın şerefli yanının öne çıktığı iklimlerde dolaşsak…
Nazım HİKMET in dizeleri ile seslenerek:
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim…
DAHA NİCE BAYARAMLARDA BULUŞMAK TEMENNİLERİ İLE bir sonraki bayramı hasretle beklesek ….
KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN….
